Deyimler Sözlüğü

“Ç” Harfiyle Başlayan Deyimler

Çaba göstermek: Bir işi başarmak için uğraşmak, kuvvet harcamak.

Çabalama kaptan ben gidemem: “Zorlamanın hiç faydası yok, ben bu işi yapacak güçte değilim; boşuna uğraşıyorsun, yapamam, gitmem,” anlamında kullanılır.

Çağ açmak: Yeni bir gidişin, tutumun öncüsü olmak; evrensel bir gidişe yol açmak.

Çakar almaz: İşe yarar gibi görünse de aslında yararsız, bozuk olan.

Çakı gibi: Canlı ve atik, çevik.

Çalımından geçilmemek: Çok kibirli, kurumlu olmak; büyüklük taslamak, gösteriş yapmak.

Çalım satmak (caka satmak): Büyüklük taslamak, kurularak davranmak.

Çalıp çırpmak: Eline ne geçerse (az ve çok) çalmak, bu yolla kazanç sağlamak.

Çam devirmek: Farkında olmadan karşısındakini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz söylemek, davranışta bulunmak.

Çam yarması: İri gövdeli insan.

Çanak tutmak (açmak): 1. Söz ve davranışlarıyla kavgaya, kargaşaya yol açmak. 2. Dilenmek.

Çanak yalayıcı: Dalkavuk, çıkarı için dalkavukluk eden.

Çan çan etmek: Gerekli gereksiz sürekli konuşmak, yüksek sesle devamlı gevezelik etmek.

Çanına ot tıkamak: Bir daha sesini çıkaramayacak, kötülük edemeyecek bir duruma sokmak.

Çantada (torbada) keklik: “Ele geçirilmesi o kadar kesin ki elde edilmiş sayılır” anlamında kullanılır.

Çaptan düşmek: Önceleri iyi olan durumu sonradan bozulmuş olmak; çalışma gücü, verimi tükenmiş olmak.

Çar çur etmek: Gereksiz, lüzumsuz yere harcayıp tüketmek.

Çarıklı erkânıharp: Daha ziyade öğrenimi olmayan ama kafası çalışan, kurnaz ve uyanık köylüler için şaka yollu kullanılır.

Çark etmek: Dönmek, geri dönmek.

Çarkına okumak: Bozmak, çalışamaz hâle getirmek, zarar vermek; birine büyük kötülük yapmak.

Çarşamba pazarı: Her şeyi açıkta olan, karmakarışık yer.

Çarçaf gibi: Dalgasız, dümdüz ve durgun.

Çat kapı: Aniden, beklenmedik bir anda.

Çat pat: 1. Ara sıra. 2. Yarım yamalak, biraz. 3. Vakitli vakitsiz, uygunsuz zamanlarda.

Çayı görmeden paçaları sıvamak: Ham hayaller kurmak; henüz zamanı gelmediği hâlde yapılacak bir iş, meydana gelebilecek bir olay için hazırlıklara girişmek.

Çehre züğürdü: Çirkin, suratsız, yüzü yakışıksız.

Çekeceği olmak: Çok acı çekeceği, sıkıntıya gireceği bir iş ya da durumla karşılaşacağı sezilir olmak.

Çekidüzen vermek: Karışıklığı, dağınıklığı, başıbozukluğu gidermek.

Çekip çevirmek: Yönetmek, düzene sokmak, hâle yola koymak, çalışmasını sağlamak.

Çekip gitmek: Savuşmak, bırakıp gitmek, kimseye danışmadan ayrılmak.

Çekirdekten yetişme: Bir işi küçük yaştan, çıraklıktan başlayarak öğrenme ve o işte ustalaşma.

Çekişe çekişe pazarlık (etmek): Bir malı ucuza almak, ya da pahalıya satmak için titizce uzun süre yapılan pazarlık.

Çelme takmak: 1. Ayağını bacağına geçirerek yıkmaya çalışmak. 2. Bir işin gelişmesini engellemek veya bir kimsenin iyi yürüyen işini bozmak.

Çene çalmak: Gevezelik ederek, çok konuşarak vakit geçirmek.

Çenesi düşük: Geveze, çok konuşan, gereksiz şeyler söyleyen.

Çenesi kuvvetli: Söylemekten yorulmayan, söylediği sözlerle kendisini dinletmesini bilen.

Çene yarıştırmak: Karşılıklı gevezelik etmek, boş konuşmak.

Çetele tutmak: Hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çekmek.

Çetin ceviz: 1. Kırılması zor, kabuğu sert ceviz cinsi. 2. Yola getirilmesi, yenilmesi zor rakip; başarılması güç iş.

Çevir kaz (ı) yanmasın: Karşısındakini kıracak bir söz söylediğini fark edip de çevirmeye kalkışanlara şaka yollu söylenir.

Çıban başı: 1. Çıbanın patlamak üzere olan tepe noktası. 2. Kötü sonuçların, uygunsuzlukların ana sebebi.

Çıfıt çarşısı: Türlü kötülüklerin, hile ve düzenlerin karmakarışık bir durumda bulunduğu yer.

Çığır açmak: Bir alanda yeni bir yol açmak; yeni bir tutum, izlenecek yöntem bulmak.

Çığırından çıkmak: Yoldan sapmak, doğru ve uygun gidişten ayrılmak, artık düzelemez hâle gelmek.

Çıkar yol: Çare, en tutarlı çözüm yolu.

Çıkış yapmak: Bir tartışma esnasında etkili söz ve sert davranışlarla düşüncelerini belirtmek.

Çıkmaza girmek: Çözümlenemeyecek, içinden çıkılamayacak bir duruma düşmek.

Çıngar çıkarmak: Gürültü patırtı, karışıklık ve kavga çıkarmak.

Çıt çıkarmamak: Çok sessiz olmak, hiç ses çıkarmamak, gürültü yapmamak.

Çiçeği burnunda: Çok taze, yeni koparılmış.

Çifte kumrular: Birbirini çok seven ve birbirinden ayrılmayan kimseler.

Çiğlik etmek: İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.

Çiğ süt etmiş olmak: Soysuz ve namussuz olmak.

Çiğ yemedim ki karnım ağrısın: “Herhangi bir suç işlemedim ki korku duyayım, işi eksik yapmadım ki olumsuz sonuçtan kaygılanayım” anlamında kullanılır.

Çile çekmek: Üzüntü, eziyet, acı ve sıkıntı içinde yaşamak.

Çile çıkarmak: 1. Sıkıntılı bir işin veya durumun sona ermesini beklemek. 2. Tasavvufta bir müridin belli bir eğitim safhasından geçmesi.

Çileden çıkmak: 1. Çok öfkelenmek, olan bitenler karşısında dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık göstermek. 2. Çile süresini bitirmek.

Çil yavrusu gibi dağılmak: Toplu hâlde bulunan insanların her biri, herhangi bir sebeple bir yana dağılmak.

Çirkefe taş atmak: Edepsiz, geçimsiz, kaba saba kimsenin tepkisine yol açacak davranışlarda bulunmak.

Çivi kesmek: Çok üşümek, donmak.

Çizmeden yukarı çıkmak: Bilmediği, aklının kesmediği, yetkisinin dışında bir işe kalkışmak; haddini bilmemek.

Çocuk oyuncağı: Önem verilecek değerde olmayan, kolay iş.

Çocuk oyuncağı hâline getirmek: Bir işi sık sık değiştirip verilmesi gereken önemde ele almamak, küçümsenir duruma getirip değerinden düşürmek.

Çoğu gitti azı kaldı: İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.

Çok görmek: 1. Esirgemek, bir kimseyi o şeye değer bulmamak. 2. Bir kimsenin yaptığını, davranışını yadırgamak.

Çoluk çocuk elinde kalmak: Genç, tecrübesiz, çocuk denecek kişilerin yönetimi altında yaşar durumda olmak.

Çoluk çocuğa karışmak: Evlenip, çocukları dünyaya gelip, onlarla uğraşır olmak.

Çorap söküğü gibi gitmek: Başlayan bir işin birbirine bağlı diğer bölümlerinin kolaylıkla halledilmesi.

Çorbada tuzu bulunmak: Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.

Çömlek hesabı: Güvenilmez, yanlış hesap.

Çuval gibi: Kaba ve seyrek, bol ve ütüsüz.

Çürüğe çıkmak: 1. İşe yaramaz olduğu, sağlam olmadığı anlaşılarak bir yana atılmak. 2. Sağlığı el vermediği için askerlik görevine alınmamak.

Çürük tahtaya basmak: Tedbirsiz hareket edip, kötü sonuçlanacak bir işe girişmek.

189 comments

Skip to comment form

    • Betül Demet Yılmaz on 09 Aralık 2011 at 19:38

    Ellerinize sağlık çok büyük emek etmişsiniz, çok da güzel olmuş. İnşallah iyi puan alırım tekrar teşekkürler.

    • İrem on 06 Şubat 2012 at 19:50

    Çok güzel olmuş, teşekkürler. Başka sitelerde bulamadığım deyimleri bu sayfada buldum çok yardımcı oldu.

    • Dilara Karaman on 07 Şubat 2012 at 19:28

    Çook beğendim sitenizi herşeyimi buradan yaptım bu siteyi kuranlara çook teşekkürler.

    • Aleyna Çelikbilek on 09 Şubat 2012 at 16:43

    Çok güzeldi ve bu siteyi koruma altına almanız dikkatimi çok çekti ve ben bir türkçe öğretmeniyim yani üstelik bu site çok güzel.

    • Aleyna Civelek on 14 Şubat 2012 at 19:36

    Çok dikkat çekici bir site.

    • Mustafa Budak on 20 Şubat 2012 at 18:18

    Ödevim vardı, yapamıyordum ama bu siteyi görünce hemen yaptım. Gerçekten çok yardımcı oldu

    • Helin Akın on 04 Mart 2012 at 19:21

    Mükemmel bir site, bu siteyi açana teşekkürler. Bu site sayesinde sınavdan 95 aldım.

    • Emrehan Benli on 18 Mart 2012 at 12:20

    Bence Türkiye için çok iyi bir site bu siteni daha geniş çaplı olması iyi.

    • Yağmur Çalışkan on 08 Nisan 2014 at 17:54

    Gerçekten çok güzel bir sayfa tüm sınavlardan önce hep burdan çalışıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: