Öğretmenlerin ve Öğrencilerin Buluşma Noktası
Emek Hırsızları
Sitemden indirilen etkinliklerden adımı ve site ismimi silerek kendi sitelerine yükleyen veya başka sitelere gönderen kişiler hakkında yasal işlem başlatacağımı ve adını emek hırsızı olarak sitemde yayınlayacağımı kamuoyuna bildiririm.
Reklamlar
Arşivler
Telif Hakkı
Ziyaretçi Sayacı
  • 19
  • 8.471
  • 31.557
  • 1.112.394
  • 18.316.137

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (8 MART)
Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Cara Zerkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi.
1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.
Kadınların toplumda erkeklerle eşit haklar elde etme istemi ve mücadelesi yaklaşık insanlık tarihi kadar eskidir. Bu mücadele 1789 Fransız İhtilalı ile doruk noktasına ulaşmıştır. Birleşmiş Milletlerin 1975 yılını, Uluslararası Kadın Yılı ilan etmesiyle başlayan ortak mücadeleye 154 ülkenin kadınları katılmıştır. Birleşmiş Milletler 16 Aralık 1977’de, 8 Mart gününü Kadın Hakları için Birleşmiş Milletler Günü olarak kabul etti. Böylelikle Birleşmiş Milletlere üye olan tüm ülkelerde 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.
Dünya Kadınlar Günü Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1977 tarihinde Kabul edilmesine rağmen, hemen 90 yıl önce bu gün kutlanmaya başlanmıştır. 8 Mart tarihi ise ilk kadın isçilerin hareketini onurlandırmak üzere sonradan kabul edilmiştir. 1857 tarihinde New York şehrinde tekstil fabrikalarının yüzlerce kadın isçisi, uzun çalışma saatlerini, düşük ücret ve kotu çalışma şartlarını protesto için bir grev yapıyorlar. Yine NY şehrinde 1909 da ayni tekstil fabrikalarının kadın isçileri bir defa daha greve kalkışıyorlar ve bunu daha önceki hareketi de onore etmek için 8 Mart’a denk getiriyorlar.
1910 yilinda Women’s Socialist International denilen gurup Danimarka’nın Kopenhag şehrinde ilk kez Dünya Kadınlar gününü kutlamaya başlıyor. Birleşmiş Milletler 1975 de takvimine Kadın Yılı diye işlemeye başlıyor.Dünya Barış ve Güvenliğinin sağlanmasında kadının rolü idrak edilince 8 Mart git gide daha fazla insanı tarafından kutlanmaya ve kütüphanelerde ve değişik komu nitelerde kadının başarılarını empoze edecek özel kutlamalar düzenlenmeye başlanıyor.
Ülkemizde Kurtuluş Savası Deneyimi ve Atatürk İnkılapları sonucunda elde edilen kadın haklarında kazanımlar, çağdaş bir kadın yaratma yolunda atılmış önemli adımlardır.
Türk kadını çağlardır erkeğinin yanında yer almış, ona omuz vermiş, onu bütünlemiştir.
Türk anası diğer analardan farklıdır. O daha yetenekli, daha özverili, daha cana yakin ve elbette o oranda daha kutsaldır. Başkomutan cephede tanımıştır Türk kadınını ve onun yiğitliğini. Kağnısıyla cepheye mermi taşıyan Elif’i, Nene Hatun’u, Kara Fatma’yı, Adile Hanimi tanımıştır. Kadınlarımız yasamın anlamı, doğanın dengesi ve toplumun da hem güvencesi, hem temelidir. Kutsal toprak gibi üretkendir,beceriklidir, elleri her ise yakışır, her isi koparır.
Türk kadınının kilim dokuyan, oya isleyen, yun eğiren narin elleri Kurtuluş savaşımızda saban tutmuş, orak tutmuş, silah tutmuştur. Türk anası tarihe kendisinden övgüyle, saygıyla ve hayranlıkla söz ettiren Mehmetçikler yetiştirmiştir, Mustafa Kemaller yetiştirmiştir. Türk kadınının en büyük basarisi analık görevinde görülmektedir.
Kurtuluş Savaş’ında cephede savaşan Türk kadınları, Anadolu Kadınlarına büyük fedakarlıklarından dolayı minnettarız.
Ulu Önder Atatürk’te kadına verdiği önemi; “Şuna kani olmak lazım ki, dünya yüzünde gördüğünüz hersek kadın eseridir” sözleriyle ifade etmiştir.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE TÜRKİYE’DE KADIN HAKLARI
Tüm dünyada her yıl 8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesinin temsili başlangıcı, Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için, 8 Mart 1857 yılında gerçekleştirdiği grevler kabul edilir. 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ı Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak ilan etmiştir. Bu tarihten sonra her 8 Mart günü tüm dünyada “Dünya Kadın Hakları Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Martta çeşitli etkinliklerle kutlanmakta, bu gün özellikle kadınların insan hakları konusunda yaşadığı sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri gündeme getirilmektedir.
Kadın haklarını insan hakları kavramından ayrı tutmak mümkün değildir. Kadın hakları ile savunulan kadınların ayrıcalıklı haklara sahip olması değil, sırf insan oldukları için her yerde ve herkes için geçerli olan haklara sahip olmalarıdır. Birçok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsa da, ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerde kadın hakları ne yazık ki istenen seviyelerde değildir. Ülkemizde kadınlar hala eğitim ve diğer toplumsal hizmetlere erişmekte güçlükler yaşamakta, çoğunlukla karar alma süreçlerinin dışında bırakılmakta, baskı, taciz ve şiddete maruz kalmakta, töre ve namus cinayetlerine kurban gitmektedirler. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerinde de bunları görmek mümkündür:
• Her üç kadından biri şiddete uğruyor.
• Kadınların % 19.4’ü okuma yazma bilmiyor.
• Kadınların sadece yüzde 3.9’u üniversite mezunu.
• Kadınların işgücüne katılım oranları % 25.4 tür.
• Yılda yaklaşık 2500 kadın anne olmak isterken hayatını kaybediyor.
• Meclisteki 550 milletvekilinin sadece 24’ü kadındır (%4.4).
Avrupa Birliğine üyelik sürecini yaşayan Türkiye, kadın erkek eşitliği ve kadının insan hakları konularında önemli ilerlemeler kaydetmiştir.Ülkemizin kadına karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması konusunda son yıllarda gösterdiği duyarlılık artmış ve bu çerçevede de çok önemli yapısal ve yasal düzenlemeler yapılmıştır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü kurulmuş ve 2004 yılında kuruluş yasası çıkarılmıştır. Türkiye’de başta Anayasa olmak üzere Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu gibi temel kanunlarda yapılan yeni düzenlemeler ve diğer ilgili yasalarda gerçekleştirilen değişikler ile kadın-erkek eşitliği alanında önemli kazanımlara imza atılmıştır:
• Anayasa’nın “Aile, Türk toplumunun temelidir.”hükmünü taşıyan 41 inci maddesine 2001 yılında yapılan değişiklik ile “ve eşler arasında eşitliğe dayanır” hükmü eklenerek demokratik ailenin temeli güçlendirilmiştir;
• 2001 yılındaki Anayasa değişikliğinde 66 inci maddeye “Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türstür” hükmü konularak, daha önce “Türk anne ve yabancı babadan olan çocukların vatandaşlığı kanunla düzenlenir” şeklindeki eşitsizlik maddeden çıkarılmıştır;
• 1997 yılında kabul edilen ve temel eğitimi 8 yıla çıkaran yasa özellikle kız çocuklarının okullaşma oranına önemli katkıda bulunmuştur;
• Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorun alanı olarak karşımızda duran aile içindeki şiddetin önlenmesi amacıyla 1998 yılında Ailenin Korunmasına Dair Kanun çıkarılarak bu konuya ilişkin özel bir yasal düzenlemeye gidilmiştir. Bu düzenleme ile ilk kez Türkiye’de aile içi şiddet kavramı hukuksal metinde tanımlanmış ve aile içi şiddetin gerçekleştiği durumlarda mağdurun şikayeti olmaksızın (üçüncü şahısların bildirimiyle) polis ve adalet mekanizmasının harekete geçmesi sağlanmıştır;
• 2002 yılında yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanununda yapılan düzenlemelerle kadının statüsü iyi bir konuma yükseltilmiştir. Yeni Medeni Kanun ile; aile reisliği kaldırılmış, en fazla eleştiri alan yasal mal rejimi değiştirilerek “edinilmiş mallara katılma rejimi” benimsenmiş, evlilik yaşı kadın ve erkek için eşit hale getirilmiş, eşlerin evlilik birliğini birlikte yöneteceği, evlilik birliğini temsil yetkisinin her iki eşe birlikte tanındığı ve eşlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükme bağlanmıştır. Kadına, kendi soyadını kocasının soyadından önce gelmek üzere kullanabilme hakkını veren ve daha önce yapılan değişiklik aynen benimsenmiştir. Eşlerin velayeti birlikte kullanacağı, anlaşmazlık halinde ise hakimin karar vereceği ve eşlerden birinin meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı hüküm altına alınan diğer bazı konulardır;
• 2003 yılında yürürlüğe giren İş Kanununun getirdiği en önemli ilerleme işveren işçi ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılmayacağıdır. Yeni İş Kanunu’nda kadınlar için eşit işe eşit ücret, hamilelik ya da doğum nedeniyle iş akdinin feshedilemeyeceği, işyerinde cinsel taciz halinde işverene yaptırım uygulanacağı gibi önemli düzenlemeler de getirilmiştir;
• 2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Türk Ceza Yasası da kadınlarla ilgili çağdaş düzenlemeler içermektedir. Yasa ile kadın ve kız ayrımı kaldırılmış, evlilik içi tecavüz, işyerinde cinsel taciz, kadın ticareti, ayrımcılık suçu v.b. konulara yer verilmiştir. Yeni TCK’de “töre” cinayetleri faillerinin yasada öngörülen en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması hükmü getirilmiştir;
• Yeni Belediye Kanunu ile şiddete uğrayan kadınlara hizmet vermek üzere Belediyeler de yetkili kılınmıştır. Bu Kanunla Büyükşehir Belediyeleri ile nüfusu 50.000’ni geçen belediyelere kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açmak yükümlülüğü getirilmiştir.
Ülkemizde kadın hakları konusunda son yıllarda yapılan yapısal ve yasal düzenlemelerle önemli gelişmeler sağlanmasına rağmen, kadınlarımızın günlük hayatlarında henüz bu ilerlemeden tam anlamıyla faydalanamadığı önemli bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en önemli nedeni de geleneksel değer yargılarının hala varlığını sürdürmesidir. Bu değer yargılarını ortadan kaldırmanın yolu zihniyet değişiminden geçmektedir; bu ise ancak eğitimle sağlanabilir.
Kadınların şiddete,baskıya,cinsel istismara,ayrımcılığa maruz kalmadığı, siyasal yaşama ve iş yaşamına daha fazla katıldığı bir Türkiye dileğiyle tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14

Belirli Gün ve Haftalar için 15 cevap

  • Bence de çok güzel olmuş.

  • Harika bir site. Her yeni bilgiyi de öğrenebiliyorsun, tek kelime ile mükemmel.

  • Çok güzel olmuş.Gerçekten çok beğendim.Bu siteden çok faydalandım.

  • Çok güzel, bu sayfadan çok yararlanacağım.

  • Merhaba öncelikler sitenizi çok beğendiğimi söylemek isterim…Ben üniversitede Türkçe öğr. 3.sınıftayım. Çocuk edebiyatı dersinde ninni konusunu sunuyorum…Ninnilerin özellikleri ile ilgili görsel bir etkinlik yapmak istiyorum. Bu konuda orjinal bir etkinliğiniz var mı varsa öğrenebilir miyim? Çok teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Reklamlar
Reklamlar
Facebook
Banner Kodu