Deyimler Sözlüğü

[ Bugün 14 kez, toplam 13842 kez okundu. ]

“C” Harfiyle Başlayan Deyimler

Cadı kazanı: Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.

Caka satmak: Çalım satmak, gösteriş yapmak.

Cambul cumbul: Pek sulu, suyu bol (yemek için).

Cana can katmak: İnsanda yaşama sevincini artırmak; insana neşe, heves ve iç gücü vermek.

Can alacak yer (nokta): Bir şeyin en önemli yeri, en temelli noktası.

Cana minnet (bilmek): İhtiyacı olduğu hâlde arayıp da bulamadığı şeylerden saymak.

Can atmak: Herhangi bir şeye sahip olmayı, ya da herhangi bir şeye erişmeyi çok istemek.

Can borcunu ödemek: Ölmek.

Cana yakın: Sevimli, sokulgan, insana pek sıcak davranan.

Can baş üstüne: İstenilen, arzu edilen şeyin büyük bir memnunlukla yapılacağını anlatır.

Can çekişmek: Ölmek üzere bulunmak.

Can damarı: Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.

Can damarına basmak: Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.

Can dayanmamak: Bir acı, üzüntü, sıkıntı ve istek karşısında direnme gücü kalmamak; dayanıklılığı yitirmek.

Can düşmanı: Öldürmeyi bile düşünen, aşırı kin ve düşmanlık besleyen, dost olmayan.

Can evi: 1. Yürek. 2. En duyarlı bölge.

Can evinden vurmak: En etkileyici, en can alıcı yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmayacak şekilde vurmak.

Can havli ile: Ölüm korkusundan kaynaklanan güçlü bir tepkiyle (bir eylem yapmak).

Canı burnuna gelmek: Bir şey yaparken çok zorluk çekmek, bunalmak.

Canı (gönlü) çekmek: Bir şeyi istemek, istek duymak, çok arzulamak.

Canı çıkmak: 1. Ölmek. 2. Çok yorulmak. 3. Çok yıpranmak.

Canı gitmek: Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.

Canına değmek: 1. Çok hoşlanmak, yararına yapılan işten ötürü çok sevinmek. 2. Ruhu şad olmak.

Canına kıymak: 1. İntihar etmek, kendini öldürmek. 2. Acımadan öldürmek. 3. Kendini yoracak, yıpratacak kadar iş görmek.

Canına okumak: 1. Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek. 2. İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

Canına tak demek: Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya dayanamaz duruma gelmek.

Canına yandığım (yandığımın): Kimi zaman sevgi ve hayranlık, kimi zaman da kızgınlık ve öfke gibi duyguları anlatmak için kullanılır.

Canına yetmek: Bezmek, bıkmak, bir zorluğa dayanamayacak duruma gelmek.

Canından bezmek: Çektiği sıkıntılar yüzünden içinde olduğu hayatı artık istemeyecek bir duruma gelmek.

Canını almak: Öldürmek.

Canını bağışlamak: Öldürebileceği bir kişiyi öldürmekten vazgeçmek.

Canını dişine takmak: Büyük sıkıntıları, tehlikeleri göze alarak bir işi başarmaya çalışmak.

Canını sokakta bulmak: Sağlığını koruması, kendini yıpratmaması ve tedbir alması gerektiğini anlatmak için kullanılır.

Canının içine sokacağı gelmek: Birine karşı büyük ölçüde sevgi duymak, birinden çok hoşlanmak.

Canını vermek: 1. Hiçbir şey esirgememek. 2. Bir şey uğrunda en değerli varlığını feda etmeye, hatta ölmeye hazır olmak. 3. Bir şeye aşırı ölçüde düşkün olmak.

Canını yakmak: 1. Fizikî acı vermek. 2. Bir kimseyi zarara ya da sıkıntıya sokmak; üzmek, kaygılandırmak.

Canı tatlı: Acıya, üzüntüye ve sıkıntıya katlanmayan.

Canı tez: Sabırsız, beklemeye tahammülü olmayan, ivecen.

Canı yanmak: 1. Fizikî bir acı duymak. 2. Bir işte zarar görmek, manevî bir üzüntü duymak.

Can kalmamak: Gücü, kuvveti kesilmek; bitkin bir duruma düşmek.

Can kaygısına düşmek: Her şeyi bırakıp, içine düştüğü tehlikeden varlığını kurtarma ve koruma çabasında olmak.

Can kulağıyla dinlemek: Kendini vererek, büyük bir dikkatle dinlemek.

Canla başla: Seve seve, her türlü zorluğa göğüs gererek, var gücüyle, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak.

Canlı cenaze: Çok zayıf, güçsüz, zayıflıktan kemikleri çıkmış kimse.

Canlı yayın: Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.

Can pazarı: Herkesin kendi canının kaygusuna düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.

Can sağlığı: Esenlik, kişinin sağlıklı olması.

Can sıkıntısı: Yapılacak iş ve bir şeyle oyalanma imkânı bulamamaktan duyulan tedirginlik, içine düşülen bunalım.

Can vermek: 1. Ölmek. 2. Ruha güç vermek, yaşar duruma getirmek. 3. Bir şeyi çok ister olmak.

Can yakmak: 1. Üzmek, acı vermek. 2. Zulmetmek, eziyet etmek. 3. Bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak.

Can yoldaşı: Yalnızlıktan kurtulmak için birlikte yaşanılan kimse.

Cart curt etmek: Göz dağı vermek ya da övünmek amacıyla abartılı konuşmak.

Cart kaba kâğıt: Yüksekten atan, yapamayacağı şeyleri yapar gibi konuşan, çalım satan kimselere karşı söylenen küçümseme ünlemi.

Cebi delik: Parasız, cebinde para tutmasını bilmeyen.

Cebini doldurmak: Karşılaştığı fırsatları değerlendirerek bol para kazanmak.

Cehennem azabı: 1. Çok büyük sıkıntı, eziyet. 2. İman etmeyenlerin, kâfirlerin, günahkârların cehennemde çekecekleri ceza.

Cehennem olmak: Defolup gitmek.

Cemaziyülevvelini bilmek: Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.

Cendereye sokmak: Çok sıkıştırmak, manevî baskı altına almak.

Cevabı yapıştırmak: Karşısındakinin, beklemediği, ters, güç duruma düşürücü bir cevap vermek.

Ciğeri beş para etmemek: Değersiz, kendisine güvenilmez, korkak, aşağılık (bir kimse olmak).

Ciğerimin köşesi: 1. Çok sevdiğim. 2. Sevgili evlâdım.

Ciğerini okumak: Karşısındakinin gizli düşüncelerini bilmek, aklından geçenleri anlamak.

Ciğerini sökmek: Bir kimseyi büyük ölçüde zarar ve ziyana uğratmak.

Cin çarpmışa dönmek: Neye uğradığını anlayamayacak kadar kötü duruma düşmek.

Cin fikirli: Zeki, çok kurnaz, her zaman kendi çıkarını kollayan, çok anlayışlı.

Cinler cirit (top) oynamak: Bir yerin ıssız, ürküntü verir olduğunu anlatmak için kullanılır.

Cinleri başına toplamak: Öfkelenmek, kızmak, çok sinirlenmek.

Curcunaya çevirmek (veya döndürmek): Bir yeri kargaşa, şamata, gürültü patırtı ile doldurup kimsenin ne dediğini anlamayacak hâle getirmek.

Cümbür cemaat: Topluca, hep birden.

Cümle kapısı: Konak, saray gibi büyük binaların ana giriş kapısı.

Cüret etmek: Ataklık etmek, yüreklilikle davranmak.

Cürmü meşhut hâlinde yakalamak: Bir kimseyi suçu işlerken şahitlerle birlikte yakalamak.



[ Yazı Değerlendirmesi ]
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (40 oy, ortalama: 4.55 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28



Yorumlar

Kullanıcı girişi yaparak ya da zorunlu olan * alanlarını doldurarak yorum yapabilirsiniz.

İsminiz *

Email adresiniz *

Web siteniz

Mesajınızı buraya yazabilirsiniz:

Toplam 14 yorum var.

  1. Emre Sertbakan | 29 Ara 2007, 18:08

    Siteniz hayırlı uğurlu olsun. İnşallah herkes bu siteden yararlanır, yapana çok teşekkür ediyorum.Teşekkürler…

  2. ibrahim | 03 Oca 2008, 14:30

    Hayırlı olsun siteniz. Çok güzel ve yararlı bir site.

  3. rumeysa | 05 Nis 2008, 12:57

    Ben temin etmekteyi bulmak istemiştim, ama bulamadım. Bana temin etmeyi bulursanız çok sevinirim.

  4. halil gürkan zengin | 09 Nis 2008, 17:30

    Bir deyim aradım bulamadım.Ben size göndereceğim.Lütfen anlamını gönderin.”el üstünde tutulmak”

  5. ilayda | 13 Nis 2008, 18:17

    Deyimler sözlüğünde ben paçası tutuşmak deyimini bulamadım.

  6. rabia ün | 14 Nis 2008, 19:35

    Ödevim vardı.Deyimler sözlüğünüzle ödevimi yaptım.Teşekkür ederim.

  7. emine ersan | 14 Nis 2008, 21:04

    Merhaba,
    3. sınıfta okuyan oğlumun ödevi olan “iyilik damarları kabarmak” deyimini bir türlü sözle anlatamadım. Lütfen bana yardımcı olurmusunuz, çok acil. Teşekkür ederim.

  8. eylem | 14 Nis 2008, 21:56

    Ödevim vardı,ona baktım.Teşekkür ederim.

  9. sibel | 16 Nis 2008, 17:14

    Öğretmenim siteniz çok güzel.Ben şimdi ödev yapıyorum, öptüm.

  10. aslı | 29 Nis 2008, 15:48

    Benim ödevim şu:içinde kök,yaprak,gövde,çiçek gibi sözcükler geçen deyimleri bulup yazınız.

  11. cansu | 30 Nis 2008, 22:13

    Ödevim vardı komşu ile ilgili deyimler bulamadım, yollayın.

  12. DİDEM | 04 May 2008, 19:50

    Selam, siteniz hayırlı olsun ama ben bu deyimi bulamadım : hayat vermek, bulurda yazarsanız sevinirim. byee..

  13. burcu | 08 May 2008, 21:16

    Dik kafalıyı da koyar mısınız?Lütfen şimdi.

  14. GAMZE | 09 May 2008, 20:41

    Hızlı yürüsen deve gibi yavaş yürüsen ölü gibi deyiminin anlamı nedir?

Bu Yazı Hakkında

Leventyagmuroglu.com üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'Deyimler Sözlüğü' isimli yazı 18 Ara 2007 tarihinde, saat: 21:31 'de Levent Yağmuroğlu tarafından gönderilmiş.

Benzer yazıları Deyimler Sözlüğü kategorilerinden okuyabilirsiniz. Yazar ile irtibat kurmak için email gönderebilirsiniz. Yazıya yorum yapabilir ya da yapılan yorumları RSS 2.0 ile takibe alabilirsiniz.


Eklenen Son Yazılar




Yapılan Son Yorumlar
Bağlantılar
Images is enhanced with WordPress Lightbox 2 by Zeo