Nevşehir Hava Durumu
NEVSEHIR
Reklamlar
Uyarı
Haftanın Öğrencileri
    Ata Berk Murat Sedanur Kerim Abdulkadir Sümeyye Suzan Ebrar Kübra Enes Ayşenur Görkem Ilayda Furkan Rüveyda
Dost Siteler
İstatistikler
  • 34 yazı var.
  • 2.638 yorum var.
  • 27 kategori var.
  • 2.166 etiket var.
    • Şu an sitede 13 kişi var.
    • Max.Çevrimiçi : 21 kişi
    • Toplam Ziyaret : 2850877

“Z” Harfiyle Başlayan Deyimler

Zahmet çekmek: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.

Zahmete sokmak: Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.

Zaman kazanmak: Birini oyalayarak ihtiyacı olduğu zamanı mümkün olduğunca uzatmaya çalışmak.

Zaman kollamak: 1. Uygun bir fırsat beklemek. 2. Bir işin sırasını beklemek.

Zaman öldürmek: Kimi şeylerle uğraşarak belli bir zamanın geçmesini sağlamak, boş şeylerle vakit geçirmek.

Zaman vermek: Bir iş için belli bir süre ayırmak.

Zaman zaman: Belli olmayan zamanlarda, ara sıra.

Zamane çocuğu: Eski nesle göre hayli yadırganacak davranışlarda bulunup sözler sarf eden kimse.

Zar tutmak: Tavla oyununda istediği sayıyı getirmek için, atmadan önce, zarlara parmaklar arasında belli bir biçim verip öyle atmak.

Zart zurt etmek: Bağırıp çağırarak, yükseklerden atıp tutarak çıkışmak; kendini büyük göstererek kaba kuvvet gösterisinde bulunmak.

Zar zor: 1. Güçlükle, zorla. 2. “Ucu ucuna, kıt kanaat, istenilen ölçüye ancak yaklaşabildi.” anlamında kullanılır.

Zehir etmek: Bir şeyin tadını kaçırmak, iyiyken kötü duruma sokmak.

Zehir zemberek: İnsanın içine işleyen, onurunu zedeleyen çok acı söz.

Zembereği boşanmak: 1. Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek. 2. Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.

Zemheri zürafası (gibi): Kışın ince elbise giyip gezenler için söylenir.

Zemin hazırlamak: Bir işin gerçekleştirilmesi için uygun ortam hazırlamak, meydana getirmek.

Zemzemle yıkanmış olmak: Biri, ötekine göre çok daha iyi nitelikte olmak.

Zerre kadar: Hiç denecek kadar az.

Zevahiri kurtarmak: Bir işi gereği gibi değil de üstünkörü yapmak ve böylece söz gelmesini önlemek, görünüşü kurtarmak.

Zeval bulmak: Son bulmak, bozulup yok olmak, çökmek.

Zeval vermemek: Zarar ziyan vermemek, korumak.

Zevkten dört köşe olmak: Çok mutlu olduğu anlaşılmak, çok sevinip keyiflenmek ve aşırı zevk duymak.

Zevkine varmak: Bir şeyin tadını alabilmek, çıkarmak ve duymak; inceliklerini görebilmek.

Zevkini çıkarmak: Bir şeyin tadından, güzelliğinden olabildiğince yararlanabilmek.

Zeytinyağı gibi üste çıkmak: Bir konuda haksız olduğunu kabullenmeyerek kurnazlıkla kendini haklı ya da suçsuz çıkarmaya çalışmak.

Zıddına gitmek: Karşısındakini sinirlendirmek, sinirini bozmak; bir şeyin tersine hareket etmek

Zılgıt yemek: Azarlanmak, paylanmak.

Zınk diye durmak: Birdenbire, aniden durmak.

Zırnık (bile) vermemek: Az da olsa, en ufak bir şey de olsa vermemek.

Zıvanadan çıkmak: 1. Çok sinirlenip öfkelenmek, taşkınca hareketlerde bulunmak. 2. Delirmek, aklını oynatmak.

Zihin açıklığı: İyi, sağlıklı düşünebilme gücü.

Zifiri karanlık: Çok karanlık.

Zihni bulanmak (karışmak): Sağlıklı düşünemez olmak, olaylar arasındaki bağlantıyı kaybetmek, ne yapacağını şaşırmak.

Zihnini bulandırmak: 1. Kuşkulandırmak. 2. Düşünemez hâle getirmek.

Zihnini çelmek: 1. Bir kimseyi yanıltmak. 2. Kandırıp baştan çıkarmak.

Zihnini kurcalamak: Aklına takılan bir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak.

Zihnini oynatmak: Çıldırmak, aklını yitirip delirmek.

Zil takıp oynamak: Çok sevinmek.

Zimmetine geçirmek: 1. Kendine mal etmek. 2. Bir hesabı birinin borcuna eklemek.

Zincire vurmak: Prangaya vurmak (mahkûmu).

Zindan kesilmek: 1. Çok karanlık duruma gelmek. 2. Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.

Ziyafet çekmek: Konukları yemek vererek ağırlamak.

Ziyan etmek: Yersiz, boş yere harcamak.

Ziyanı yok: “Önemli değil, önemi yok!” anlamında kullanılır.

Ziyaret etmek: Birini görmeye, biriyle görüşmeye, bir yeri görmeye gitmek.

Zokayı yutmak: Aldatılıp zarara sokulmak.

Zora binmek: İş güçleşmek, ancak zor kullanarak halledilecek hâle gelmek.

Zora gelmemek: Sıkıntıya ve baskıya katlanamamak, güçlüğe sabredememek.

Zorun ne?: “Ne istiyorsun, amacın ne?” anlamında kullanılır.

Zoru olmak: Kendisini zorlayan bir sıkıntısı, derdi olmak.

Zurnanın zırt dediği yer: Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.

Züğürt tesellisi: Kötü bir işte en önemli şeyi kaybettiği zaman bazı önemsiz, iyi olmayan bir yan bularak sevinmek ve kendini avutma.

Zülfüyâre dokunmak: İşle ilgili olanı, hatırlı ve güçlü kimseyi veya yüksek bir makamı kimi söz ve davranışlarla gücendirmek, darılmasına yol açmak.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28

[ Bugün 474 kez, toplam 624222 kez okundu. ]
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (233 oy, ortalama: 4,02 / 5)
Loading ... Loading ...

212 Yorum Yapılmış “Deyimler Sözlüğü”

  • betül demet yılmaz:

    Ellerinize sağlık çok büyük emek etmişsiniz, çok da güzel olmuş. İnşallah iyi puan alırım tekrar teşekkürler.

  • ceyda nur kesen:

    Bu site harika öğretmen 50 tane deyim verdi hepsini burdan yaptım. Teşekürler.

Yorum Yapınız

Reklam
Son Yorumlar
Reklamlar
Alexa Pagerank


Bizi Destekleyiniz
    Banner Kodu

Sitenizdeki Görünümü Leventyagmuroglu.com