Deyimler Sözlüğü

[ Bugün 17 kez, toplam 13606 kez okundu. ]

“P” Harfiyle Başlayan Deyimler
Pabucu dama atılmak: Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek.

Pabucunu ters giydirmek: Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak, bu telâşla kaçmasına sebep olmak.

Pabuç bırakmamak: Yılmamak, korkmayıp yapacağından vazgeçmemek.

Pabuç pahalı: Girişilen işin tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır.

Paçaları sıvamak: Bir işi yapmak için hazırlanmak.

Paçası düşük: Giyimine, kılık kıyafetine pek dikkat etmeyen, sünepe.

Paçayı kaptırmak: 1. Yakalanmak, ele geçmek. 2. Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak. 3. Dilediği gibi davranamamak.

Paçavrasını çıkarmak: Çok hırpalamak, sağlam yerini koymamak, işe yaramaz bir duruma getirmek.

Paçayı kurtarmak: Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.

Paha biçilmez: Çok pahalı, kıymeti ölçülemeyecek kadar yüksek.

Pahalıya mal olmak: Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak.

Palas pandıras: Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan.

Palavra atmak: Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek.

Paldır küldür: 1. Büyük bir gürültü ile. 2. Ansızın ve kurallara uymaksızın.

Pamuk ipliği ile bağlamak: Etkisi az sürecek, köksüz, geçici bir çözüm yolu bulmak.

Paniğe kapılmak: Çok korkmak, telâşa sürüklenmek.

Papara yemek: Çok azarlanmak.

Para babası: Çok zengin, parası bol olan.

Para canlısı: Parayı çok seven, paraya düşkün.

Para çekmek: 1. Banka veya benzeri bir yere yatırılmış parayı geri almak. 2. Bir kimseden çeşitli yollarla para sızdırmak.

Para dökmek: Bir şey için çok para harcamak.

Para etmemek: 1. İşe yaramamak, etkili olmamak. 2. Değeri pahasına satılamamak.

Parasını sokağa atmak: Değeri olmayan bir işe ya da mala para vermek.

Para kesmek: 1. Çok para kazanmak. 2. Devletin çok para basması.

Para sızdırmak: Kandırarak, zorlayarak birinden para almak.

Para tutmak: 1. Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek. 2. Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak.

Paraya çevirmek: Bir malı verip yerine para almak.

Paraya kıymak: Gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.

Paraya para dememek: 1. Çok para kazanmak. 2. Bol para harcamak. 3. Elde olan parayı az bulmak.

Para yapmak: Para kazanıp biriktirmek.

Para yedirmek: İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek.

Para yemek: 1. Çok para harcamak. 2. Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak.

Parmağı ağzında kalmak: Çok şaşırmak, hayrete düşmek.

Parmağına dolamak: Bir konuyu her fırsatta, her yerde ele alıp konuşmak, o konu ile uğraşmak.

Parmağında oynatmak: Birine her istediğini yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak.

Parmağını bile oynatmamak: Hiç tepki göstermemek, kayıtsız kalmak.

Parmak basmak: 1. Bir nokta üzerine dikkati ya da ilgiyi çekmek. 2. İmza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak.

Parmak hesabı: 1. Parmakları kullanmak suretiyle yapılan hesap. 2. Hece vezni.”Bizim bakkal hâlâ parmak

Parmak ısırmak: Büyük şaşkınlık duymak, hayrete düşmek.

Parmak kadar (çocuk): Yaşça çok küçük, pek küçük (çocuk).

Parmak kaldırmak: 1. Olumlu oy vermek için el kaldırmak. 2. Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak.

Parmakla gösterilmek: 1. Bir şey az bulunmak. 2. Seçkin, ünlü olmak.

Parmaklarını yemek: Bir yemeğin çok lezzetli olduğunu anlatmak için kullanılır.

Parsayı başkası toplamak: Verilen emek karşılığını, emek veren değil, bir başkası almak.

Partiyi kaybetmek: 1. Biriyle çekiştiği bir konuda yenilmek. 2. Elde etmeye çalıştığı bir kazancı bir başkasına kaptırmak.

Pasaportunu vermek: Kovmak, işten atmak.

Pas geçmek: Üzerinde durmamak, caymak, vazgeçmek, aldırış etmemek.

Patırtı çıkarmak: Kavga, kargaşa, gürültü çıkarmak.

Patlak vermek: Gizlenen ya da hoş karşılanmayan bir durum aniden ortaya çıkmak.

Pay biçmek: Bir fikir elde edebilmek için, durumu bir şey ile kıyaslamak.

Payını almak: 1. Azarlanmak. 2. Kendine düşen kazanç miktarını almak.

Paye vermek: Adam yerine koymak, değer vermek.

Payidar olmak: Kalmak, yok olmamak, yaşamak.

Perdesi yırtık: Ar damarı çatlamış, utanmaz, arlanmaz.

Pergelleri açmak: Uzun adımlarla yürümeye başlamak.

Pay çıkarmak: Bir olay ya da davranıştan tecrübe kazanmak, hisse kapmak, tutulacak yolu belirlemek.

Pes demek: Mağlubiyeti kabul etmek, başkasının üstünlüğüne boyun eğmek.

Pestil gibi olmak: Çok yorulmuş olmak; kımıldayamayacak kadar bitkin, güçsüz düşmek.

Pestilini çıkarmak: 1. Çok dövmek. 2. Çok çalıştırıp adamakıllı yormak. 3. İyice ezmek.

Peşini bırakmamak: Bir şeyi izlemekten vazgeçmemek.

Peşkeş çekmek: Kendisinin veya bir başkasının malını bir çıkar uğruna birisine uygunsuz olarak vermek.

Peyda olmak: Ortaya çıkmak, belirmek, oluşmak.

Pılıyı pırtıyı toplamak: Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak.

Pire için yorgan yakmak: Önemsiz bir şey için kızıp daha büyük zarara yol açacak davranış içine girmek.

Pireyi deve yapmak: Küçük, basit bir olayı büyütüp mesele yapmak, aşırı abartmak.

Pisi pisine: Boş yere, boşuna.

Pis pis düşünmek: Karamsar, derin ve üzüntülü bir düşünceye dalmak.

Pis pis gülmek: Birinin düştüğü kötü duruma öç alır gibi, arsız arsız gülmek.

Pişkinliğe vurmak: Çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak.

Pişmiş aşa su katmak: Yoluna girmiş, bitmek üzere olan bir işi bozmak ya da aksatmak.

Pişmiş kelle gibi sırıtmak: Anlamsız, çirkin, yersiz, dişlerini göstererek gülmek.

Posasını çıkarmak: 1. Birini çok dövmek. 2. Bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek.

Posta koymak: Birini korkutmak, gözdağı vermek, tehdit etmek.

Postayı kesmek: İlişkiyi kesmek, gidip gelişi sona erdirmek.

Post elden gitmek: 1. Öldürülmek. 2. Bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak.

Post kavgası: Bir makamı, işi ya da iktidarı ele geçirme çekişmesi.

Postu kurtarmak: Can tehlikesini atlatmak, öldürülme tehlikesi olan yerden kaçıp kurtulmak.

Postu sermek: Kısa bir süre için gittiği yerde, saygısızca ve sorumsuzca uzun süre kalmak.

Pot kırmak: Gaf yapmak, farkında olmayarak karşısındakini kıracak, incitecek söz söylemek.

Pösteki saymak: İçinden çıkılması zor ve anlamsız bir işle uğraşmak.

Prangaya vurmak: Zincire vurmak, ayağına pranga bağlamak.

Puan almak: 1. Spor karşılaşmalarında sayı kazanmak. 2. Bir test imtihanında herhangi bir puan elde etmek.

Puan tutturmak: Gereken sayıda puan kazanmak.

Punduna getirmek: Bir şeyi yapmak için uygun şartları elde etmek, fırsat kollamak.

Pupa yelken: 1. Alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan. 2. Yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla.

Pusu kurmak: Birine saldırmak için, bir yere gizlenip beklemek.

Pusulayı şaşırmak: 1. Ne yapacağını bilemez duruma düşmek. 2. Doğru tutum ve davranıştan ayrılmak.

Pusuya düşmek: Pusu kuran kimsenin saldırı alanı içine girmek.

Put gibi: Kımıltısız, sessiz, anlamsız bir bakışla.

Put kesilmek: Sessiz, kımıltısız bir durumda kalmak.

Püf noktası: Bir işin en ince, en önemli yeri.

Püsküllü belâ: Kendisinden kurtulunması bir türlü mümkün olmayan, büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey.



[ Yazı Değerlendirmesi ]
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (40 oy, ortalama: 4.55 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28



Yorumlar

Kullanıcı girişi yaparak ya da zorunlu olan * alanlarını doldurarak yorum yapabilirsiniz.

İsminiz *

Email adresiniz *

Web siteniz

Mesajınızı buraya yazabilirsiniz:

Toplam 14 yorum var.

  1. Emre Sertbakan | 29 Ara 2007, 18:08

    Siteniz hayırlı uğurlu olsun. İnşallah herkes bu siteden yararlanır, yapana çok teşekkür ediyorum.Teşekkürler…

  2. ibrahim | 03 Oca 2008, 14:30

    Hayırlı olsun siteniz. Çok güzel ve yararlı bir site.

  3. rumeysa | 05 Nis 2008, 12:57

    Ben temin etmekteyi bulmak istemiştim, ama bulamadım. Bana temin etmeyi bulursanız çok sevinirim.

  4. halil gürkan zengin | 09 Nis 2008, 17:30

    Bir deyim aradım bulamadım.Ben size göndereceğim.Lütfen anlamını gönderin.”el üstünde tutulmak”

  5. ilayda | 13 Nis 2008, 18:17

    Deyimler sözlüğünde ben paçası tutuşmak deyimini bulamadım.

  6. rabia ün | 14 Nis 2008, 19:35

    Ödevim vardı.Deyimler sözlüğünüzle ödevimi yaptım.Teşekkür ederim.

  7. emine ersan | 14 Nis 2008, 21:04

    Merhaba,
    3. sınıfta okuyan oğlumun ödevi olan “iyilik damarları kabarmak” deyimini bir türlü sözle anlatamadım. Lütfen bana yardımcı olurmusunuz, çok acil. Teşekkür ederim.

  8. eylem | 14 Nis 2008, 21:56

    Ödevim vardı,ona baktım.Teşekkür ederim.

  9. sibel | 16 Nis 2008, 17:14

    Öğretmenim siteniz çok güzel.Ben şimdi ödev yapıyorum, öptüm.

  10. aslı | 29 Nis 2008, 15:48

    Benim ödevim şu:içinde kök,yaprak,gövde,çiçek gibi sözcükler geçen deyimleri bulup yazınız.

  11. cansu | 30 Nis 2008, 22:13

    Ödevim vardı komşu ile ilgili deyimler bulamadım, yollayın.

  12. DİDEM | 04 May 2008, 19:50

    Selam, siteniz hayırlı olsun ama ben bu deyimi bulamadım : hayat vermek, bulurda yazarsanız sevinirim. byee..

  13. burcu | 08 May 2008, 21:16

    Dik kafalıyı da koyar mısınız?Lütfen şimdi.

  14. GAMZE | 09 May 2008, 20:41

    Hızlı yürüsen deve gibi yavaş yürüsen ölü gibi deyiminin anlamı nedir?

Bu Yazı Hakkında

Leventyagmuroglu.com üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'Deyimler Sözlüğü' isimli yazı 18 Ara 2007 tarihinde, saat: 21:31 'de Levent Yağmuroğlu tarafından gönderilmiş.

Benzer yazıları Deyimler Sözlüğü kategorilerinden okuyabilirsiniz. Yazar ile irtibat kurmak için email gönderebilirsiniz. Yazıya yorum yapabilir ya da yapılan yorumları RSS 2.0 ile takibe alabilirsiniz.


Eklenen Son Yazılar




Yapılan Son Yorumlar
Bağlantılar
Images is enhanced with WordPress Lightbox 2 by Zeo