Öğretmenlerin ve Öğrencilerin Buluşma Noktası
Emek Hırsızları
Sitemden indirilen etkinliklerden adımı ve site ismimi silerek başka sitelere gönderen kişiler hakkında yasal işlem başlatacağımı ve adını emek hırsızı olarak sitemde yayınlayacağımı kamuoyuna bildiririm.
Telif Hakkı Koruma
Content Protection by DMCA.com
Reklamlar
Arşivler
Ziyaretçi Sayacı
  • 17 Online Ziyaretçi
  • 399 Eşzamanlı Ziyaretçi
  • 9597529 Toplam Ziyaretçi

Bir insanın herhangi bir konuda içini dökmek, paylaşmak amaçlı kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir .Deneme tür ve üslup olarak pek çok türe yaklaşır. Bu yüzden de yazılması en zor olan türlerdendir. Belki de adı bu yüzden denemedir. Deneme yazarken paylaşımcı ve samimi bir üslup kul1anırken sohbete, düşünmemizi ortaya koyarken fıkraya, duygularımızı ortaya koyarken eleştiriye yaklaşma riski her zaman vardır.
Bu türün en büyük ustası Montaigne kitabının önsözünde özetle şöyle demektedir: “Eğer mümkün olsaydı karşınıza anadan doğma çıkardım. Bu kitapta size asla bir şey kanıtlama iddiam yoktur. Elimden geldiğince size beni anlattım. Bana hak vermenizi ya da yargılamanızı istemiyorum” buradan da anlaşıldığına göre denemeler iddialı olmayan, ispat kaygısı taşımayan; temel anlamda insan doğallığına dayanan eserlerdir.
Deneme, Avrupa edebiyatında Fransız Montaigne ile başladı. Türk edebiyatında ise Tanzimat sonrasında özellikle de Servet-i Fünûn döneminde karşımıza çıkar. Ancak asıl gelişmesini Cumhuriyet döneminde gerçekleştirir. Günümüzde deneme en sevilen türlerden biridir.
Eskiden denemeye verilen “muhasebe” ismi, onun konusu hakkında bir ipucu vermektedir. Çünkü denemeler toplumsal konulardan daha çok kişisel: konulara, soyut dünyalara ve iç hesaplaşmalara daha yakındır. Bu yönüyle fıkra türünden ayrılır. Fıkralar toplumsal konulara kişisel yaklaşımlar getirirken deneme iç dünyanın samimi itirafı gibidir.
Denemeye özgü bir konu türü yoktur. Özgürce seçilen bir konuda, yazarın kendi kendiyle konuşma havası içinde yazdığı yazı türüdür. Yazının konusu yazarın o anda aklına geliveren bir konu görünümündedir. Öğretici ve düşünsel yanı da vardır.
Denemenin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Makale gibi düşünsel plânla yazılır. Fakat makaleden kısa yazılardır.
• Yazar anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Bilimselden çok kişisel görüşünü açıklar, okuyucusunu kendisi gibi düşündürme kaygısı yoktur.
• Günübirlik yazılardır, en beğenileni bile birkaç gün sonra unutulur.
Serbest düşüncenin ifade alanı ve nesrin bir türü olarak deneme, yazarın gözlemlediği ya da yaşadığı olay, olgu, durum ve izlediği objelerle ya da herhangi bir kavramla ilgili izlenimlerinin herhangi bir plâna bağlı kalmayarak, deliller getirip kanıtlama yoluna gerek duymadan ve kesin hükümler vermeden, tamamen kişisel görüşüyle serbestçe yazıya döktüğü birkaç sayfayı geçmeyen kısa metinlere denir.
Deneme, derin düşünceden çok, kişinin kendi dışındaki nesnelerle herhangi bir konuda gerçek ya da hayalî olarak girdiği diyaloğun ürünüdür.
Deneme yazarı, olay, olgu, durum ve eşyalarda sıradan insanların eskilerin ifadesiyle ülfet ve ünsiyet perdesiyle göremediği, farkına varamadığı ayrıntıları, dikkat etmediği hususları, incelikleri, güzellikleri, harikaları, olağanın altında yatan olağanüstülükleri görebilen, hissedebilen, düşüncesiyle ve deneyimleriyle onları okuyucular için ilginç görülebilecek şekilde yazıya dökebilen insandır. Sıradan insanın “baktığı” şeyi deneme yazarı “görür”.
Deneme dilinde çeşitli bilim, felsefe ve sanat dallarına ait terimlere yer vermekten ziyade, halk çoğunluğunun ortak günlük konuşma dilinin düşünce diline dönüştürülmesi çabası hâkimdir. Denemede bilimsel yazılardaki kuruluk ve şematiklik bulunmaz. Düşünce şiirsel, akıcı, samimî bir üslûpla sunulur. Bu bakımdan deneme yazılarının geniş halk yığınlarınca kolayca ve rahatlıkla okunabilme özelliği vardır. Deneme yazarı yazısını yazarken, bir anlamda kendi kendisiyle diyalog içindedir. Kendi zihinsel âleminde düşünce temrinleri yapar.
Felsefî metinlerde filozof, yazısında kendince sistemini kurduğu felsefî bir anlayışa, sistematik felsefî bir dünya görüşüne bağlı olarak düşüncelerini ortaya koyar. Ortaya koyduğu her metin, kendi felsefî bakış açısının birer açılımı, ayrıntısı mahiyetindedir. Ancak denemede böyle sistematik bir düşünceye bağımlılık zorunluluğu yoktur. Denemecinin yazısında ileri sürdüğü düşünce, herhangi bir felsefe ekolüyle ilintili olmayabilir. Ancak filozof yazısında kurduğu ekole bağlı düşünce üretme çabası içindedir.
Klâsik Türk edebiyatındaki münşeât mecmualarındaki yazılar ve Kâtip Çelebi (16091657) gibi yazarlar bir tarafa bırakılırsa, modern anlamda deneme türü, Türk edebiyatında asıl olarak gazete ile birlikte ortaya çıkmaya başlamıştır. İlk özel gazete Tercümanı Ahval (1860)’in yayın hayatına başlamasından itibaren gazetelerde çıkan değişik yazılar, zamanla ayrı bir tür olan deneme için dil, anlatım ve yaklaşım bakımından zemin oluşturmuşlardır. Tanzimattan itibaren bir süre gazete ve dergilerde “musâhabe” üst başlığı altında deneme benzeri yazılar kaleme alınmıştır.
Türk edebiyatında deneme türünde pek çok ürün verilmiştir. Bu tür içine koyabileceğimiz ürünler, genellikle değişik zamanlarda çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazıların bir araya getirilip kitaplaşmış şekilleridir. Bu eserlerde yer alan yazıların bir kısmı, inceleme, eleştiri yazısı olarak da görülebilir. Bunun yanında bir kitapta yer alan yazıların bir kısmı edebiyat, bir kısmı tarih, bir kısmı felsefe, bir kısmı başka konularda olabilmektedir. O bakımdan deneme türü için çok kesin sınıflandırma ve sınırlandırmalar yapılamamaktadır.
Türk edebiyatında ilk deneme kitapları arasında Ahmet Haşim’in Bize Göre (1928), Gurebahanei Laklakan (1928); Ahmet Rasim’in pek çok yazısı; Mahmut Sadık’ın Takvimden Yapraklar (1912); Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Saçma (1939), Bir İçim Su (1931), İlk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943), Tanrıya Şikâyet (1944); Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat (1933), Niçin Kurtulmak (1953), Çile (1955), İnanç (1965), Pazar Konuşmaları (1966), Kurtuluş (1966), Bayrak (1970) gibi kitaplarını saymak mümkündür.
Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikâyeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı “denemeci” olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç (18981957), Sabahattin Eyüboğlu (19081973), Suut Kemal Yetkin (19031980), Mehmet Kaplan (19151986), Nurettin Topçu (19091975), Salah Birsel (1919 ), Vedat Günyol (1912 ), Enis Batur (1952 ), Cemil Meriç (19171987), Mehmet Salihoğlu (1922 ), Uğur Kökden (1934 ), Nermi Uygur (1925 ) bunlardan birkaçıdır.

GENÇ ARKADAŞ
Genç arkadaş! Sen bir coşkun ırmaksın, bir coşkun ırmak… Zaman zaman bulanır akarsın, zaman zaman berrak. Önünde uzayan mesafeler. Gayesiz ilerliyorsun. Hedef çok uzak. Senin hedefin: Denize değil, okyanusa varmak. Umman seni bekliyor. Vakit geçmek üzere. Oyunu bırak. Bırak, küçüklerin olsun oyuncak!
Genç arkadaş! Sen bir hırçın rüzgârsın, bir hırçın rüzgâr… Rotanı şaşırmışsın, gezersin diyar diyar! Beyhude esmenin zamanı değil. Devir: Bilgi çağı, ışık asrıdır. Aydınlat ufkunu bir baştanbaşa. Savaşmadan ulaşılmaz zafere. Geç kalmadan girmelisin savaşa!
Genç arkadaş! Sen bir yolcusun. Yollar vardır: Yüce dağları aşar. Yollar vardır: kaybolur düz ovada. Pusulasız yelken açmak nafile! Ufukta hedefin, elinde fenerin, gönlünde hünerin olmalı. Bilgi kulvarında yarışmalısın! Küçük teselliler, küçükler için. Büyük denizlerin dalgası büyür. Dağları aşmalısın. Gölgede duranın olmaz gölgesi. Cılız şarkıların duyulmaz sesi. Senin türkülerin söylenmeli gökte ve yerde. Esersizler unutulur, kahramanlar iz bırakır. Ataların yüzyıllarca destan yazdı, tarih yazdı. Bilimde ve sanatta rakibimiz olmazdı. Dünden ilham alıp, bilim aydınlığında yarınlara koşmalısın! Sen bir kahramansın. Zafere ulaşmalısın!
Genç arkadaş! Sen bir ışıksın, yanar-döner bir ışık… Kaynağı mazide, mevcudiyeti hâlde, hedefi istikbalde bir ışık! Bilgilendikçe güçlenir, güçlendikçe nurlaşırsın. Başarırsan kavuşursun huzura. Dalgalanır, berraklaşır, billûrlaşırsın! Karanlığı huzme huzme içersin. Kâbuslu geceler vız gelir sana. Engelleri demet demet biçersin.
Şerafet BULUT (Ersular İlköğretim Okulu Türkçe Öğretmeni)

Sayfalar: 1 2 3

Deneme Yazıları için 10 cevap

  • Şerafet Bulut öğretmenime yazdığı güzel denemelerden dolayı çok teşekkür ederim.Yüreğinize sağlık…

  • Genç Arkadaş denemesi çok ilginç, sanki şiir gibi, siteyi hazırlayanlara ve yazarlarınıza sonsuz teşekkürler. Selamlar.

  • Allah sizden razı olsun, yarına yetişecekti. Çok güzel olmuş, ellerinize sağlık.

  • Çok kısa olmuş, ama çok da güzel olmuş. Uzunu nerede bulabilirim?

  • Çok güzel yazmışşınız hocam, elinize sağlık.

  • Keşke Ziyapaşa İlköğretim Okuluna böyle bir öğretmen gelse.

  • Sizi böyle yararlı bir site yaptığınız için tebrik ediyor ve sitenizi daha da geliştirmenizi bekliyorum.

  • Çok güzel hocam, ellerinize sağlık.

  • Çok güzel hocam, ellerinize sağlık.

  • Hocam gerçekten çok güzel olmuş. Ödevimde çok yardımcı oldu elinize sağlık….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir