MONDROS MÜTAREKESİ DÖNEMİNDE MUSTAFA KEMAL
Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi’nin imza edildiği günün ertesi, 31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına getirildi ise de artık yapacak birşey kalmamıştı. 7 Kasım 1918 tarihinde bu Grup Kumandanlığı’nın da Padişah iradesiyle kaldırılması üzerine Adana’dan hareketle 13 Kasım 1918 günü İstanbul’a geldi. Artık Türkiye, mütareke şartlarını yaşıyordu ve kendisi de Harbiye Nezareti emrine verilmiş bir Ordu Kumandanı idi.
Memleket ve milletin içinde bulunduğu şartlar ağır idi. Büyük bir savaş sonunda, mağlup bir devlet olarak 30 Ekim 1918′de “Mondros Mütarekesi” adı verilen şartları ağır bir anlaşma imzalanmış, bu anlaşma şartlarına dayanılarak memleketin birçok bölgesi galip devletlerce işgal edilmiş, ordumuz dağıtılmış, bütün silâh ve cephane galip devletlerin emrine verilmişti. Osmanlı memleketleri tamamen parçalandığı gibi, Türk’ün ana yurdu, Anadolu da galip devletler arasında taksime uğruyordu. İtalyanlar Antalya’ya çıkmıştı. İskenderun, Adana, Mersin, Antep, Maraş, Urfa işgal altında idi. Kars’ta İngilizler idareyi ele almıştı. Trakya işgal altında idi. Düşman donanması İstanbul sularında demirlemişti. Çanakkale ve İstanbul Boğazları tutulmuştu. İstanbul ve İstanbul Hükûmeti İtilâf Devletlerinin baskı ve kontrolü altında idi. Padişah ve hükümet, düşmanlara âlet olmuş, âciz ve şaşkın bir vaziyette sadece kendileri için emniyet ve kurtuluş yolu aramakta idiler. Anadolu’nun her şehrinde ecnebi subaylar dolaşıyor, İtilâf Devletleri temsilcisi sıfatıyla direktifler veriyorlardı. Yunanlılar da İzmir’i işgal hazırlıklarıyla meşguldu; bu yolda büyük çaba harcıyorlar, İtilâf Devletlerini iknaya çalışıyorlardı. Nihayet 15 Mayıs 1919′da bu gayelerine eriştiler.
Olayların bu şekilde gelişeceğini Mustafa Kemal, önceden sezinlemişti. Nitekim Mondros Mütarekesi’nden 5 gün sonra, 5 Kasım 1918′den itibaren Harbiye Nezaretinden Mondros Mütarekesi gereğince ordulara terhis emirleri gelmeğe başladı. Atatürk, aynı gün Adana’dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya ilk ikaz telgrafını çekti: “Ciddî olarak arzederim ki gereken tedbirleri almadıkça orduyu terhis etmeyiniz! Şayet orduları terhis edecek ve İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak düşman ihtiraslarının önüne geçmeğe imkân kalmayacaktır. Bu, Atatürk’te, her şey bitti zannedilen bir zamanda da kurtuluş ümidinin sönmediğini, pek çoklarının düştüğü yeis ve ümitsizliğe asla kendisini kaptırmadığını gösterir.
Fakat, acıdır ki Mustafa Kemal Paşa tarafından yapılan bütün bu haklı itirazlar etkisiz kalır ve· ordunun terhisine sür’atle devam edilir. Çünkü genel kanaat, İtilâf Devletleri ile herhangi bir mücadeleye giremeyeceğimiz, böyle bir mücadelenin aleyhimize sonuçlanacağı idi. O halde İtilâf Devletlerini gücendirmeyecek, Mondros Mütarekesi şartlarını yerine getirecektik. İstanbul Hükümetinin görüşü ve davranışı bu idi.
Padişah ve hükümetini saran bu umutsuzluğa rağmen, milletimiz, haksız işgal ve istilâlara karşı nefsini müdafaa yolunda her çabayı gösteriyor; memleketin çeşitli yörelerinde düşmanla mahalli kuvvetler arasında çarpışmalar oluyordu. Diğer taraftan mütecaviz dügmana karşı koymak ve kurtuluş çareleri aramak üzere Anadolu’da yer yer milli teşkilâtlar oluşturuluyordu. Ancak bütün bu kuruluşlar, ayrı ayn çalışmaları sebebiyle istenilen ölçüde etkili olamıyorlar, bütün memleketi kapsayan bir hareket ve birlik gösteremiyorlardı.
Mütareke Türkiye’si, aklın alamayacağı derecede karışık bir Türkiye’dir. Bölgesel direnme hareketlerine öncülük eden Müdafaa-i Hukuk, Muhafaza-i Hukuk, Redd-i İlhak gibi cemiyetlerin yanı sıra özellikle İstanbul’da güya kurtuluş çareleri arayan yüzlerce cemiyet kurulmuştu. İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Wilson Prensipleri Cemiyeti, Türk-Fransız Muhipleri Cemiyeti, Cemiyet-i Akvam, Müzaheret Cemiyeti bunlann başlıcalarıdır. Kurtuluş çareleri değişikti. Bir kısmı İngilizlerin, bir kısmı Fransızların himayesini istiyordu, bir kısmı Amerikan mandasını öneriyordu. Bir kısım kimseler de Mondros Mütarekesi gereğince padişah ve halife için hükümranlık hakkı tanınan küçük bir bölgede Osmanlı Devleti’ni sembolik olarak devam ettirme düşüncesinde idiler. Memleketin içinde bulunduğu karışıklıktan istifade çareleri arayan bazı cemiyetler de vatan toprakları üzerinde millî birliği parçalayıcı faaliyetlere girişmişlerdi.
Bu durum karşısında ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi.Tarih kültürü çok geniş olan ve tarihten sonuç çıkarmasını çok iyi bilen Atatürk, gerçek kararı sezmekte gecikmedi. Bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak idi. Atatürk’e göre önemli olan “Türk milleti’nin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıydı. Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemezdi. Yabancı bir milletin himaye ve efendiliğini kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, acizlik ve miskinliği itiraftan başka birşey değildi. Halbuki Türk’ün haysiyet ve gururu çok yüksek ve büyüktü. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyiydi. Öyleyse Milli Mücadele’nin parolası “Ya istiklâl ya ölüm!” olacaktı.

(35 oy, ortalama: 4.51 / 5)




6 Nisan 2008 saat 19:18
Çok güzel ve dolu dolu bir site.Emeğine sağlık öğretmenim.Öğrencilerinle güzel bir eğitim-öğretim dileğiyle.
7 Ekim 2008 saat 22:11
Sayın Hocam,
Çok başarılı bir site yapmışınız, gönülden tebrik ediyorum.Umarım bu azminiz ve gayretiniz diğer öğretmenlere de bulaşır.
20 Ekim 2008 saat 19:53
Çok güzel ama biraz uzun. Bazı bölümlerini özetleyiniz.
20 Ekim 2008 saat 19:54
Çok güzel emeğinize sağlık.
22 Ekim 2008 saat 21:42
Siteyi çok beğendim.Ben 6.sınıfa gidiyorum.Öğretmenimiz benden Atatürk’ün yaşamını araştırmamı istedi.Diğerleri fazlaydı ama bu ödevim için gayet iyi oldu.
22 Ekim 2008 saat 21:45
Bu site gerçekten çok güzel.Sizi takdir ediyorum.
22 Ekim 2008 saat 21:46
Sizi ayakta alkışlıyorum hocam.Gayet güzel bir site.
22 Ekim 2008 saat 21:53
Biraz daha özetlenmiş hali olsa çok güzel olurdu.
3 Kasım 2008 saat 22:56
Bu gerçekten çok işime yaradı.Sanırım projeden 100 aldım.Ayrıca Ata’nın ne kadar zorluklar ve güzellikler yaşadığını öğrendim.
3 Kasım 2008 saat 22:59
Hocam,
Keşke diğer öğretmenler de böyle güzel,bilgi verici ve öğretici siteler yapsa.O zaman herkes deha ve aydın olurdu.Sevgilerle. Selin.
11 Kasım 2008 saat 21:19
Siteniz çok güzel olmuş.Teşekkür ederiz.
20 Kasım 2008 saat 19:12
Çok güzel ama acayip uzun ya biraz kısaltılmışı olsa daha iyi olur bence.
26 Kasım 2008 saat 22:00
Ben bu siteyi çok beğendim.
23 Aralık 2008 saat 16:24
Çok kısa olmuş bence, ama yinede güzel.
29 Aralık 2008 saat 18:39
Çok uzun, ama doğru.
2 Ocak 2009 saat 15:25
İyi bir yazı olmuş.Ödevime çok yardımı dokundu, sağolun.
6 Ocak 2009 saat 00:48
Emeği geçen herkese teşekkürler.Sitenizle bugün tanışma şansım oldu. Hemen sık kullanılanlara ekledim.
22 Ocak 2009 saat 18:40
Sayın öğretmenim,
Çok güzel bir site yapmışsınız. Ayrıca ödevime de çok yardımcı oldu. Öğrencilerin de yararlanacağı faydalı bir site olmuş.
22 Ocak 2009 saat 18:43
Emeği geçen herkese çok teşekür ederim.Siteniz ile tanışma şansım oldu.Sitenizi gezindim.Gerçekten çok güzel bir site.Hemen sık kullanılanlara ekledim
12 Şubat 2009 saat 20:46
Öğretmenim adım Gülnur. Sizin sitenizi çok beğendiğimi söyleyebilirim. Çok şahane olmuş, emeğinize sağlık.
15 Mart 2009 saat 22:38
Güzel bilgilendiriyor. Ben bu siteyi beğendim.
26 Nisan 2009 saat 19:27
Çok güzel bir site. Bir çok site dolaştım, ama hiç biri bu kadar başarılı değildi. Tebrik ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.
4 Mayıs 2009 saat 13:50
Çok güzel bir site, çok şahane. Başarılarınızın devamını dilerim hocam.
8 Mayıs 2009 saat 15:33
Artık Atatürk’ün hayatını kolayca buradan buluruz.
30 Mayıs 2009 saat 13:23
Bence harika. Atatürk’ün hayatının her yerini okudum.
30 Mayıs 2009 saat 14:28
Gerçekten muhteşem bir site.
1 Haziran 2009 saat 19:20
Atatürk’ün hayatını çok güzel hazırlamışsınız.
14 Haziran 2009 saat 20:40
Çok güzel, kısa ve öz olmuş. Teşekkürler paylaşım için.
3 Ekim 2009 saat 17:16
Bence çok özenerek yapılmış bir ödev çok güzel olmuş, tebrikler.
7 Ekim 2009 saat 16:26
Gerçekten çok güzel site yani.
6 Kasım 2009 saat 18:30
Çok güzel. Atatürk’ü çok seviyorum.
6 Kasım 2009 saat 18:31
Muhteşem bir site, ama özetleyin bence.
7 Kasım 2009 saat 13:28
Çok güzel ama biraz özetleseniz hiç fena olmaz.
9 Kasım 2009 saat 19:29
Öğretmenimiz Atatürk’ün hayatıyla ilgili ödev vermişti, ama biraz fazla geldi. Uzun olmuş, siz özetleyerek yazın.
12 Kasım 2009 saat 20:31
Çok güzel. Atatürk’ün hayatını çok güzel ve ayrıntılı anlatmışşınız. Çok teşekkürler.
13 Kasım 2009 saat 14:01
Süper Atatürk’ü en küçük ayrıntısına kadar anlatmışşınız. Yapanların ellerine sağlık.
16 Kasım 2009 saat 17:16
Çok güzel olmuş, fakat ölümüne kadar değil.
17 Kasım 2009 saat 21:36
Hocam çok güzel bir site. Her zaman Atatürk ile ödevim olursa bu siteyi tercih ederim, emeğinize sağlık hocam. Teşekkür ederim.
19 Kasım 2009 saat 18:37
Çok güzel bilgiler var, çok sağolun.
7 Aralık 2009 saat 12:42
Sayın hocam, eğitime verdiğiniz büyük destekten dolayı sizi kutlarım. Türk milleti sizin gibi değerli insanlar sayesinde yarınlarına umutla bakabilmektedir. Büyük gayretinizi ve isminizi Türkiye’de bilmeyen kalmadı. Tebrik eder, sonsuz başarılar dilerim. Saygılarımla.
20 Ocak 2010 saat 13:03
Güzel. Ama özetlerseniz iyi olur.
19 Şubat 2010 saat 18:05
Sağ ol kardeş. Büyük Atatürk’ü ayrıntılı anlattığın için sağ ol.
4 Mart 2010 saat 20:55
Bence çok güzel olmuş, bir de sitenizi hayran kaldım. İlk defa böyle güzel site çıktı. Ödevimde çok yardımcı oldu, size çok teşekkür ederim.
7 Haziran 2010 saat 11:00
Çok güzel bir site. Aramızda kalsın, tüm yazılılara buradan çalışıyorum.